Kayıtlar

2018 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

elmalar

günler geçiyor ve ne kadar vasıfsız olduğumun tekrar tekrar farkına varıyorum. yapabilecek birçok şeye sahipken ,hiçbir şeye sahip olamamam;kimin suçu? kimseyi bulamıyorum. ne suçu atabileceğim,ne teselli bulabileceğim kimsem yok. saçma sapan düşüncelerle harcıyorum zamanı. yine de umutluyum.acaba kaybetsem,bir şeyler değişir mi? bir de onu mu denesem? olmuyor ki. gözlerine bakınca içimde yeşeriyor tüm fidanlar,çiçekler açıyor,meyve veriyor hatta! üzülüyorum. çünkü goncalar soluyor,bazen. ağlıyorum.onların soluşu,sonbahardan da çok acıtıyor canımı. gözlerim buğulanıyor ankara'nın sokaklarında. ayaza karşı yürürken,yanaklarım kızarmış tıpkı yüreğimdeki elmalar gibi sen olsan,toplardık şimdi, afrika'daki çocuklara dağıtırdık gülüşlerimizi elmaları da tabii. seni sevmek cesaretini buldum kendimde umarsızca belki de hesaplamadan yaptığım tek şeydi sayısalcı kafamla yazdım bu dizeleri de ondandır dağınık ve anlamsız oluşu lakin eminim ki en alası gelseydi alim...

güzel yağmurlar mevsimi...

günlerdir yağmur yağıyor ankara'ya kalbim kasvetli bulutlar gibi dolu dolu gözlerim ha yağdı ha yağacak ardımda bıraktıklarım yakmıyor canımı bırakamadıklarım kesiyor nefesimi yağmur yağıyor üzerime yüreğime kadar ıslanıyorum kulağımda anılarla dolu bir şarkı seni arıyorum üşüyorum kurşun gibi iniyor damlalar rüzgar savuruyor yaprakları güllere bakıyorum gülmek için yağmura karışıyor gözyaşlarım nefes almak istiyorum kaburgalarım acıyor öyle dolu ki göğsümün içi ağlamak istiyorum boğazımda düğümleniyor hıçkırıklarım hani ilkbahardı mayıs sanki hiç öyle olmamış gibi hani açacaktı çiçekler içimdeki son gonca da solup gitti kirpiklerimden damlayan yaşlar gibi herkes, bırakıp gitti.

kürkçü dükkanı.

herkesin kendini kötü hissettiğinde dönüp dolaşıp geldiği bir kürkçü dükkanı vardır diye düşünüyorum.o dükkanı kapatmaksa,hiçbirimizin harcı değil. çünkü hepimiz,istesek de istemesek de,birilerine bağlıyız. en bağımsız olanımız bile. uçurtmaların gökyüzünde kalabilmek için tutacak birine ihtiyacı olması gibi. oradan oraya savrulmamak için kötü de olsa bizi hayatta tutacak insanlara ihtiyaç duyarız. eğer hala ölmedilerse,kalbimizde ya da dünyamızda... gidip sarılalım,gizlice olsa bile. hepimiz insanız neticede. beyaz;beyaz oluşunu siyaha borçlu. kimseyi değiştiremediğimi fark ettim. keşke kendimi mikrodalgaya atabilsem,moleküllerim falan değişse! ama olmuyor. iradem yetmiyor işte huyumu kurutmaya. kovulduğum dükkanların kapısını bir bir çalıyorum yeniden,yüzsüzce. sevince de gurur kalmıyor ki zaten. aşk insanı güzelleştiriyor ama çabuk solan çiçekler de hep en güzel olanlar değil mi zaten? kaktüse baksana! ne dokunduruyor kendine ne yerinden oluyor,hep baş köşede. dik...

gökyüzüne bakmak istiyorum.

zaman akıp gidiyor ve öylece bekliyorum,hocam.sanki ruhum başka,bambaşka bir yerde.uzaktan bakıp gülüyor bana.aklımı kaçırışımı zevkle izliyor. param olmadığı halde kafelere oturmayı,geleni geçeni seyretmeyi sevdim bu şehirde.yarın yokmuş gibi yaşamak isterken sudan sebeplerle ateşten çemberlerin içinde kaldım tek başıma. milyarlarca oksijen molekülünün arasında havasız,kilometrekarelerce toprak parçasının içinde bir avuç toprağa hasretim yine. bu kendi içimde yarattığım bir çaresizlik mi,yoksa o kaçıp giden ruhumun işi mi,bilmiyorum. kendini çok dinleme,elini boş bırakma diyor doktorum. yapacak bir şey bulamıyorum. yapmak istediklerimi becerememekten korkuyorum. sudan sebeplerin içinde boğuluyorum. cehennemin içinde cenneti düşlüyorum. düşüyorum. ama kalkacağım.tıpkı senin gibi. korksam da,cesur görüneceğim. ya ben biteceğim,ya hayatım. biten bir hayatta yaşamayacağım. gözlerim yanıyor,ensemde bir ağırlık var. başım bedenime ağır geliyor. 19'umdayım. 20 olmaktan ...