Kayıtlar

Ocak, 2017 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

pamuk ipliği kar tanelerinden mi yapılır? ❅

"milyonlarca kar tanesinin çığ olup hayata son verebilmesi gibi geçen saniyeleri hiçe sayarak,kendi hayatımı bitiriyorum farkına varmayarak." saniyelerin önemli olduğunu daha önce hiç düşünmemiştim. o küçük "tik tak"ların hayatımı oluşturduğu aklımın ucundan geçmemişti. elimde tek bir hayat olduğunu bugün fark ettim. ben kimsenin hayatını yaşayamadığım gibi bir başkası da gelip her şeyi düzeltmeyecek,yoluna koymayacaktı. sihirli değneği yoktu çünkü insanların. ama düşünebiliyordu,sevebiliyordu,emek verip güzel şeyler yapabiliyordu,yaşayıp gidiyordu işte. düştüğünde ayağa kalkabiliyordu bir şekilde. bana sorarsanız hayal ve hayat arasındaki tek fark olan o çizgiydi işte beni hayatta tutan "pamuk ipliği". nefes almayı istememin,içten gülümsemelerimin ve emek verebilmemin yegane sebebi. güçsüz gibi görünse de -insanlar gibi- bir sürü hayal kırıklığına rağmen kesilmiyor,hayatta tutuyordu. kopmuyor,daha da güçleniyordu günden güne... bağlandığım hay...

şeytansavar 3 cümle!

"neydi şimdi bu yaptığım? yenilmek mi,yenilmediğime inandırmak mı kendimi?" cinsiyetiniz,yaşınız,mevkiniz ne olursa olsun,eğer aşırı özgüven sahibi değilseniz birilerinin yerinde olmayı mutlaka istersiniz;en azından bir kez hayal etmişsinizdir. belki de ona ulaşmayı. ve bu (yerinde olmak istemek veya ulaşmak olayı) gerçekleşmediğinde kendinizi bir anda onu karalamaya çalışırken bulursunuz. yerinde olmak isteyenlerdenseniz,karalarsınız;ulaşmak isteyenlerdenseniz,silmeye çalışırsınız. "hayır zaten onca zaman çalıştı da n'aptı,neyi becerebildi Allah aşkına?","bitti zaten şu yaştan sonra zaten kimse yüzüne bakmaz","üç beş on yıl sonra göreceğim onu ben"... uzar gider bu liste. ama değişmeyen bir şey var:içimizdeki şeytan. bizimle büyüyor,büyüdükçe ağına düşmek de kolaylaşıyor. onu besleyen şeyler artıyor çünkü:hırs,intikam belki,tutku,istemek neyi istediğini bile bilmeden... canımızı yakıyor bunlar,sonrası bu feryatlar işte. karşımızda...

en büyük ihtiyaç...

"yeteneklerim kayboluyormuş gibi hissettiğim günler uzak değil ancak şimdi,daha fazlasını kazanıyormuşum gibi hissetmeye başladım..." eskiden kendimi daha iyi ifade edebildiğimi düşünürdüm,daha güzel konuştuğumu,daha doğru kelimeler kullandığımı yazarken. insanların canını kelimelerimle yakardım çoğu zaman,belki hala biraz. isteyerek,ama istemeyerek daha çok. daha başarılıydım 5 yıl önce,sezen aksu'nun şarkısında olduğu gibi "elimde yalandan kocaman rengarenk geçici oyuncak zaferler" vardı,şimdi hala öyle. yıllar geçtikçe,insanlar değiştikçe,işler üzerime bindikçe daha da küçüldüm,yoktum,daha da bittim... öyle zannetmişim. hayır hayır,inandırmışım kendimi;korkmuşum. yeteneklerimi bir çuvala,kendimi bir kafese koymuşum. finallere çalışırken fark ettim bunu,yaklaşık bir hafta önce. kaybettiğimi düşündüğüm yetenekleri fazlasıyla geri kazandığımı fark etmiş oldum böylece. özünde varsa değişmiyorsun zaten. bunu da bugün bir süs köpeği sokak köpeğine dala...

halbuki hiçbir günden farklı değildi...

"şükretmek için milyonlarca sebep var." bugün lapa lapa kar yağdığı için şükrettim,ıslanmamak için kaçan insanların arasında,kulağımda en sevdiğim şarkıyla...öylece bekledim. sevebildiğim için şükrettim. görebildiğim için,duyabildiğim için en sevdiklerimi. dokunabildiklerime sarılabildiğim;dokunamadıklarımı hissedebildiğim için. nefes aldığım için şükrettim. sağlıklı olduğum için. kalbim hala umutla attığı,gözlerimdeki ışık hiç sönmediği için şükrettim. çok zor zamanları atlatabildiğim için şükrettim. olgunlaşabildiğim için. uzaklarda,çok uzaklarda da olsa sevebildiğim insanlar olduğu için şükrettim. yaşadıklarını,mutlu olduklarını bilebildiğim için... bugün şükretmeyi öğrendim. hanamirae. bu da asırlardır aradığım isim,sanırım istediğimi buldum. bir nebze sabretmeyi de öğrenmiş oldum. birçok şekilde beni anlatan bir kelime. ancak alan adı mı yapsam,başlık olarak mı kullansam,yoksa sadece buradaki ismim olarak mı kalsa;onu bilemiyorum işte. günler geçtikçe,...