kürkçü dükkanı.
herkesin kendini kötü hissettiğinde dönüp dolaşıp geldiği bir kürkçü dükkanı vardır diye düşünüyorum.o dükkanı kapatmaksa,hiçbirimizin harcı değil.
çünkü hepimiz,istesek de istemesek de,birilerine bağlıyız.
en bağımsız olanımız bile.
uçurtmaların gökyüzünde kalabilmek için tutacak birine ihtiyacı olması gibi.
oradan oraya savrulmamak için kötü de olsa bizi hayatta tutacak insanlara ihtiyaç duyarız.
eğer hala ölmedilerse,kalbimizde ya da dünyamızda...
gidip sarılalım,gizlice olsa bile.
hepimiz insanız neticede.
beyaz;beyaz oluşunu siyaha borçlu.
kimseyi değiştiremediğimi fark ettim.
keşke kendimi mikrodalgaya atabilsem,moleküllerim falan değişse!
ama olmuyor.
iradem yetmiyor işte huyumu kurutmaya.
kovulduğum dükkanların kapısını bir bir çalıyorum yeniden,yüzsüzce.
sevince de gurur kalmıyor ki zaten.
aşk insanı güzelleştiriyor
ama çabuk solan çiçekler de hep en güzel olanlar değil mi zaten?
kaktüse baksana!
ne dokunduruyor kendine ne yerinden oluyor,hep baş köşede.
dikenlerini batırdıkça seviliyor güller.
peki ben?
lavantadan pek bir farkım yok.
güzel kokum,boyum uzun,ömrüm kısa.
koklanıp atılmışım,duruyor muyum bir köşede?
sanmıyorum.
sevildiğimi duymaya ihtiyacım var.
söylemekten bıktım.
dikenlerimin olmaması çok kötü.
hep bir şeyler eksik!
devam edemiyorum...
hep üç nokta
hep uç noktalardaki dükkanların kapısını çalıyorum.
biri dünyanın ucunda
biri aklımın
biri yüreğimin ortasında
biri boğazıma çökmüş
biri nefesim
diğeri ecelim
bitirmeyeceğim.
çünkü hepimiz,istesek de istemesek de,birilerine bağlıyız.
en bağımsız olanımız bile.
uçurtmaların gökyüzünde kalabilmek için tutacak birine ihtiyacı olması gibi.
oradan oraya savrulmamak için kötü de olsa bizi hayatta tutacak insanlara ihtiyaç duyarız.
eğer hala ölmedilerse,kalbimizde ya da dünyamızda...
gidip sarılalım,gizlice olsa bile.
hepimiz insanız neticede.
beyaz;beyaz oluşunu siyaha borçlu.
kimseyi değiştiremediğimi fark ettim.
keşke kendimi mikrodalgaya atabilsem,moleküllerim falan değişse!
ama olmuyor.
iradem yetmiyor işte huyumu kurutmaya.
kovulduğum dükkanların kapısını bir bir çalıyorum yeniden,yüzsüzce.
sevince de gurur kalmıyor ki zaten.
aşk insanı güzelleştiriyor
ama çabuk solan çiçekler de hep en güzel olanlar değil mi zaten?
kaktüse baksana!
ne dokunduruyor kendine ne yerinden oluyor,hep baş köşede.
dikenlerini batırdıkça seviliyor güller.
peki ben?
lavantadan pek bir farkım yok.
güzel kokum,boyum uzun,ömrüm kısa.
koklanıp atılmışım,duruyor muyum bir köşede?
sanmıyorum.
sevildiğimi duymaya ihtiyacım var.
söylemekten bıktım.
dikenlerimin olmaması çok kötü.
hep bir şeyler eksik!
devam edemiyorum...
hep üç nokta
hep uç noktalardaki dükkanların kapısını çalıyorum.
biri dünyanın ucunda
biri aklımın
biri yüreğimin ortasında
biri boğazıma çökmüş
biri nefesim
diğeri ecelim
bitirmeyeceğim.
Yorumlar
Yorum Gönder