aşka aşık olmak
sanırım hastalığım bu.
önceki yazılarımda da aşıktım,şimdi de.
aşık olduğum insanlar ve makamlar ve tutkularım değişiyor günden güne,yaşımla değişiyor,bakışımla değişiyor,zihnimle değişiyor,gelişiyor,başkalaşıma uğruyor adeta.
ama yüreğim,hep aynı.
hissettiklerim aynı,gözlerimdeki ışık bazen solsa da,çoğu zaman aynı.
içimde yanan bir ateş var ve onu canlı tutmak için kullanıyorum galiba aşkı.
nazım hikmet de mi böyle hissediyordu? hiç benimsemediğim bir isim kendisi aslında
ama üretmek için tüketmek gerekiyor sanırım
ferman da diyor ya "ben tüketmeden var olamam"
aslında tükettiğim tek kendimim...
bunu biliyorum
ama vazgeçemiyorum imkansızı düşlemekten çünkü beni her gün öldüren umudum bitmiyor
o imkansızlara bile ulaşabileceğimi fısıldıyor kulağıma
her gün ihanet ediyor bana,tıpkı benim gibi,acımadan
ne yapacağımı bilemez halde dolanıyorum
kendimi bulmak için çıktığım yollarda hep kayboluyorum.
biliyorum
"kendini bulmak için yolunu kaybetmen gerekir bazen"
ama ben tükeniyorum
nefes nefeseyim
kırıklar batıyor içime
kaburgalarım kırık
insanların içindeki kötülüğün darbesini yemişim
açım güzelliklere
açığım
ama yansıtamıyorum ki bunu
soğuruyorum tüm renkleri içimde
soğuyorum
donuyorum
eriyorum
yitip gidiyorum yalnızlığımın içinde
başıma bir iş gelse arayabileceğim kimsemin olmadığını biliyorum kimsenin umurunda olmadığımı biliyorum canım yanıyor
bu kadar mı önemsizim Allahım
bir sen seviyorsun değil mi beni?
teşekkür ederim
şükrederim
isyan ederim değil mi her gün her saniye nankörüm çünkü
bencilim
kendime aşık olmak istiyorum
yüreğim kar gibi beyaz olsun kar gibi hafif olsun istiyorum
çocukları mutlu etsin istiyorum
izleyen insanlar huzur dolsun istiyorum
kar gibi olmak istiyorum ya da
bir yudum su gibi
yaşayana da ölene de rahmet
ben sadece iyi şeyler yapmak istiyorum
ama en çok sevilmek
seviyorum
sevilmiyorum
acizim çok çaresizim
yalvarıyorum sevin beni
neden kimse duymuyor sesimi
geçenlerde doğdum ama yok oldum gibi
hiç var olmamışım gibi
nolur öpün beni
sarılın bana
gözlerime bakın sözlerimden ziyade çünkü hiç anlatamadım kendimi
ruhumun derinliklerinde güzellikler var ama ben kıyıda çırpınıyorum
bir el uzatın bana
çöl gibi hissediyorum
seraplarla kendimi avutuyorum
gerçek değilim
kayboluyorum
önümü göremiyorum
bir zeytin ağacına rastladım şimdi
yüreğini koymuşsun içine
yanıyor cayır cayır
hayır
yanılsama
uydurma
ulaşmak için sana
hep yaparım bunu her gece her an her saniye
olabilmek için seninle
gözlerini görebilmek için bir anlığına bile olsa
yağmurlar yağsın diye içime
sevildiğimi hissetmek için yüzsüzce
affet beni
kabul et uçsuz bucaksız denizine
bir damla bile kabulüm
tuzlu olsa bile
yalan olsa bile
ufacık bir yer yok mu kalbinde
kalbime
önceki yazılarımda da aşıktım,şimdi de.
aşık olduğum insanlar ve makamlar ve tutkularım değişiyor günden güne,yaşımla değişiyor,bakışımla değişiyor,zihnimle değişiyor,gelişiyor,başkalaşıma uğruyor adeta.
ama yüreğim,hep aynı.
hissettiklerim aynı,gözlerimdeki ışık bazen solsa da,çoğu zaman aynı.
içimde yanan bir ateş var ve onu canlı tutmak için kullanıyorum galiba aşkı.
nazım hikmet de mi böyle hissediyordu? hiç benimsemediğim bir isim kendisi aslında
ama üretmek için tüketmek gerekiyor sanırım
ferman da diyor ya "ben tüketmeden var olamam"
aslında tükettiğim tek kendimim...
bunu biliyorum
ama vazgeçemiyorum imkansızı düşlemekten çünkü beni her gün öldüren umudum bitmiyor
o imkansızlara bile ulaşabileceğimi fısıldıyor kulağıma
her gün ihanet ediyor bana,tıpkı benim gibi,acımadan
ne yapacağımı bilemez halde dolanıyorum
kendimi bulmak için çıktığım yollarda hep kayboluyorum.
biliyorum
"kendini bulmak için yolunu kaybetmen gerekir bazen"
ama ben tükeniyorum
nefes nefeseyim
kırıklar batıyor içime
kaburgalarım kırık
insanların içindeki kötülüğün darbesini yemişim
açım güzelliklere
açığım
ama yansıtamıyorum ki bunu
soğuruyorum tüm renkleri içimde
soğuyorum
donuyorum
eriyorum
yitip gidiyorum yalnızlığımın içinde
başıma bir iş gelse arayabileceğim kimsemin olmadığını biliyorum kimsenin umurunda olmadığımı biliyorum canım yanıyor
bu kadar mı önemsizim Allahım
bir sen seviyorsun değil mi beni?
teşekkür ederim
şükrederim
isyan ederim değil mi her gün her saniye nankörüm çünkü
bencilim
kendime aşık olmak istiyorum
yüreğim kar gibi beyaz olsun kar gibi hafif olsun istiyorum
çocukları mutlu etsin istiyorum
izleyen insanlar huzur dolsun istiyorum
kar gibi olmak istiyorum ya da
bir yudum su gibi
yaşayana da ölene de rahmet
ben sadece iyi şeyler yapmak istiyorum
ama en çok sevilmek
seviyorum
sevilmiyorum
acizim çok çaresizim
yalvarıyorum sevin beni
neden kimse duymuyor sesimi
geçenlerde doğdum ama yok oldum gibi
hiç var olmamışım gibi
nolur öpün beni
sarılın bana
gözlerime bakın sözlerimden ziyade çünkü hiç anlatamadım kendimi
ruhumun derinliklerinde güzellikler var ama ben kıyıda çırpınıyorum
bir el uzatın bana
çöl gibi hissediyorum
seraplarla kendimi avutuyorum
gerçek değilim
kayboluyorum
önümü göremiyorum
bir zeytin ağacına rastladım şimdi
yüreğini koymuşsun içine
yanıyor cayır cayır
hayır
yanılsama
uydurma
ulaşmak için sana
hep yaparım bunu her gece her an her saniye
olabilmek için seninle
gözlerini görebilmek için bir anlığına bile olsa
yağmurlar yağsın diye içime
sevildiğimi hissetmek için yüzsüzce
affet beni
kabul et uçsuz bucaksız denizine
bir damla bile kabulüm
tuzlu olsa bile
yalan olsa bile
ufacık bir yer yok mu kalbinde
kalbime
Yorumlar
Yorum Gönder