en büyük ihtiyaç...

"yeteneklerim kayboluyormuş gibi hissettiğim günler uzak değil ancak şimdi,daha fazlasını kazanıyormuşum gibi hissetmeye başladım..."

eskiden kendimi daha iyi ifade edebildiğimi düşünürdüm,daha güzel konuştuğumu,daha doğru kelimeler kullandığımı yazarken.
insanların canını kelimelerimle yakardım çoğu zaman,belki hala biraz.
isteyerek,ama istemeyerek daha çok.
daha başarılıydım 5 yıl önce,sezen aksu'nun şarkısında olduğu gibi "elimde yalandan kocaman rengarenk geçici oyuncak zaferler" vardı,şimdi hala öyle.
yıllar geçtikçe,insanlar değiştikçe,işler üzerime bindikçe daha da küçüldüm,yoktum,daha da bittim...
öyle zannetmişim.
hayır hayır,inandırmışım kendimi;korkmuşum.
yeteneklerimi bir çuvala,kendimi bir kafese koymuşum.
finallere çalışırken fark ettim bunu,yaklaşık bir hafta önce.
kaybettiğimi düşündüğüm yetenekleri fazlasıyla geri kazandığımı fark etmiş oldum böylece.
özünde varsa değişmiyorsun zaten.
bunu da bugün bir süs köpeği sokak köpeğine dalaştığında anladım.
neticede insan da "gelişmiş bir hayvan" değil mi?
bence öyle değil ama,öyle davranıyoruz.yeteneklerimizi bile bile köreltiyoruz.
görmek istemiyoruz,duymak istemiyoruz kimseyi.
"bana dokunmayan yılan bin yaşasın"cılar günden güne artıyor ve bu beni çok korkutuyor.
birbirimize ihtiyacımız var...
konuşmak istemiyoruz,çabucak yoruluyoruz.
kendi derdimizin yoğunluğundan mı,karşımızdakinin ilgisiz oluşundan mı anlatmak istemeyişimiz?
belki de,dermanı olmadığını düşündüğümüzden.
"umut etmek" yeteneğinden oluyoruz günbegün...
kaybettiğimizi düşündüğümüz nice yetenek aslında içimizde,ihtiyacımız olduğunda ortaya çıkarabilmek ve inanabilmek duasıyla...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

arapsaçı.

hodri meydan!

elmalar